bunca

[bu'nca]
s. (如此)多的: \bunca yıllık dostu 多年的老朋友 Bunca zamandır sizi görmedim. 我有很长时间没有见到你了。Bunca yol yürüdük. 我们走了这么长的路。Bunca yıldır alnım açık geziyorum. 这么多年来我是清清白白, 问心无愧。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • bunca — z. Bu qədər, bu dərəcədə. Oldu sənə feyz bunca hasil; Bu vaqiədən zəmanə qafil. F.. Bunca cəfalərin görüb ol binəva könül; Ol bivəfayə gör, gənə ümmidvar olur. S. Ə. Ş.. // Bu böyüklükdə, bu ağırlıqda. Dedilər: Mura bax ki, bunca yükü; Qaldırır… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • bunca — sf. 1) Epey, çok Bunca yıldır soluğum sırtını yakmamış da şimdi yakıyor. M. Ş. Esendal 2) zf. Bu kadar, bu denli Bunca hakkı var bende. Ben hiç boşar mıyım? E. Bener …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bùncati — bùnca|ti (∅) nesvrš. 〈prez. ām, pril. sad. ajūći, gl. im. ānje〉 1. {{001f}}govoriti bez svijesti u groznici 2. {{001f}}pren. govoriti gluposti; bulazniti, lupetati, trabunjati, trućati [ma, pusti ga, vidiš da ∼] …   Veliki rječnik hrvatskoga jezika

  • Армяно-кыпчакский язык — Самоназвание: Хыпчах тили Страны: Армения, Украина …   Википедия

  • Хыпчах тили — Армяно кыпчакский язык Самоназвание: Хыпчах тили Страны: Армения, Украина, Польша, Молдавия, Румыния Классификация Категория: Языки Евразии …   Википедия

  • Армяно-кыпчакская письменность — Молитвы в рукописи из Национальной библиотеки в Париже Содержание …   Википедия

  • aldırmak — nsz 1) Alma işini yaptırmak Söyledim, söyledim, bir urgan aldıramadım. N. Cumalı 2) i, e Getirtmek Ne yaptı yaptı, nişanlısını oraya aldırdı. C. Uçuk 3) Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak Bademcik aldırmak.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayrılışmak — nsz Birbirinden ayrılmak Bunca zamanlar bilişip / Ahir dönüp ayrılışıp. Yunus Emre …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belde — is., esk., Ar. belde 1) İlçeden küçük, belediye ile yönetilen yer 2) mec. Mekân, yer, çevre Bugün toz hâlinde sallanan bu iklim, asırların uykusundan, bunca sanat beldeleri gibi bir gün sıyrılacak. Y. K. Beyatlı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bilişmek — nsz, le 1) Birbirini tanımak, muarefesi olmak Bunca zamanlar bilişip, ahir dönüp ayrılışıp. Yunus Emre 2) hlk. Öğrenmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boyutlu — sf. Boyutu olan Onu bütün öbür yazarlara kıyasla, bunca derin boyutlu yapan, ne kültürü ne de bilgisi idi. H. Taner Birleşik Sözler üç boyutlu film …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.